ozlem-soylu

Exchange Student sistemiyle;yakın arkadaşlarımın oğullarını lise eğitimi için ABD’ye göndermesiyle tanıştığımda küçücük dünyası, hayalleri, ufku olan ben dehşete düştüm. Hayattaki yaşama sebebimi, hayatımın merkezi haline getirdiğim oğlumu nasıl olur da taaaaa Amerika’ya gönderebilirdim, o günlerde onları anlayabilmem mümkün değildi. Çok özlemelerine rağmen zamanla oğullarındaki müthiş değişiklikleri gözledikçe yavaş yavaş imrenmeye, sonrasında da “neden olmasın” demeye başladım. Üstelik ben onlardan daha şanslıydım, çünkü oğlumu son derece güvendiğim Nuran Akman güvencesinde gönderecektim. Sonuçta oğlum exchange student olarak ABD’ye gitti, kişisel ve kariyer planlamasında rüyalarımızda bile hayal edemeyeceğimiz yeni kapılar açmayı başardı. Sistem müthiş yeni kapılar açtı ama o kapıdan içeri girip bunu mucizeye çevirdiği için oğlumla gurur duyuyorum.

Oğlumun bugün geldiği noktada; ABD’de en az öz ailesi kadar güvenebileceği Amerikalı bir ailesi, 3 ana bilim dalında eğitim gördüğü bir üniversite hayatı, vizyonu/misyonu ve sağlam bir kişiliği oluştu. İlk kez 16 yaşında ABD’ye gönderirken uçağın burnu havalandığında “O, bensiz yapamaz” diye ağladığım oğlum (şimdi düşünüyorum da; galiba ben onsuz yapamam diye ağlamıştım) hem kendine, hem de bana bensiz de yapabileceğini kanıtladı. Tabii bu başarıda sistemin güvenilirliği büyük rol oynadı. Bu sayede oğlumla ben, kendimizi ve birbirimizi hep güvende hissettik. Kuşkusuz evlatlar söz konusu olduğunda “GÜVEN” çok önemli. Doğru insanla yola çıktığınız zaman yol sizi yanlış yere götürmüyor.

Benim bugün geldiğim noktada, o günlerimi şöyle hatırlıyorum; “uçmayı öğretmek için gagamla oğlumu yüksekten aşağıya atan bir ana kuş gibiydim.” Exchange Student sistemi sayesinde; bir anne olarak oğluma güvenmeyi, onu hayata hazırlamak görevimi, sevgim yüzünden bencilce onu kanatlarımın altında saklamak değil de hayata itmek zorunda olduğumu, belki de en önemlisi; oğlum benim hayatımın merkezinde olsa da ben oğlumun hayatının merkezinde kalmamam gerektiğini, kısacası oğluma bir şans vermenin ne kadar doğru olduğunu öğrendim. Üstelik bunun yanı sıra ABD’de, Türkiye’den çok uzak bir kıta da 8 seneden beri hiç kopmayan bir bağ ile artık benim de bir ailem var. Her geçen gün yeni bebek ve eşlerle büyüyen kocaman bir aile.

Ne dersiniz? Hangimiz daha kazançlı? Ben mi, oğlum mu?

deren

Deren Onursal

Exchange student olarak 17 yaşımda ABD’ye geldiğimde yazdığım bir yazının finali; “Amerika işte… Fırsatlar ülkesi…” olmuş. 8 yıl sonra geriye dönüp baktığımda en büyük kazancımın; kariyer, iyi bir eğitim ve ABD’li ailemin yanı sıra fırsat yaratmayı, fırsatları değerlendirmeyi başardığımı görüyorum.

Bu yola çıktığımda daha iyi İngilizce öğrenmek, yeni bir kültür tanımanın çok ötesinde bir programa dahil olduğumu tahmin bile edemezdim. Sistem bağlarını koparmıyor, bütün kariyer/eğitim hayatınızda sizinle beraber yürüyor. Yaşım yüzünden Amerika rüyası diye başlayan yolculuğum bugün sadece bir rüya değil oldukça gercekçi bir noktaya geldi. 3 ana bilim dalında üniversite hayatım ve master/doktora planlarım var artık.

Bu başarıda katkısı olan, bana yol açan ve gösteren Nuran Akman’a sonsuz teşekkürler…

emin-deniz emin

Exchange Student Programı sayesinde Amerika’ya vardığım ilk gün trafikten dolayı eve yaklaşık 4 saatte vardık. Ortam hayal ettiğimden ve düşündüğümden çok güzeldi.

İkinci günümde telefon hattımı aldıktan sonra futbol takımının antremanını izledim. tanımadığım herkes bana çok iyi davranıyordu. Sorular sorup yardımcı oluyorlardı. İkinci gün yolda morrowman dedikleri kişiler yolda durup bana selam verdi açıkcası bende korktum. Sonradan iyi niyetli olduklarını anladım. Son 6 gündür düzenli olarak Amerikan Futbolu antremanlarına devam ediyorum ve bütün takım arkadaşlarım bana bilmediğim konularda çok yardımcı oluyorlar. Pazartesi gün derslerimi seçtim ve öğrenci kartımı aldım. Host ailem tüm eksiklerimde bana yardımcı oluyor ve host babamla çok eğlenceli vakit geçiriyoruz. Ayrıca hep birlikte Star Trek:Beyond filmini izlemeye gittik.

berke-yildiz berke

Buraya gelmemin üstünden 3 hafta geçti. Yeni yeni alıştım sayılır. Yolculuğum gayet sorunsuz geçti. Host ailemle buluşarak yol boyunca sohbet ettik ve gayet güzel anlaştık. Sonraki gün evde benim için welcome party hazırlamışlardı ve bu sayede host ailemin arkadaşları ve akrabalarıyla tanıştım. Ondan sonra okula gidip derslerimi seçtim. Host kardeşlerimden biri bisikletini kullanmadığı için bana verdiler ve bu sayede çevreyi gezme şansı elde ettim.

4 tane host kardeşim var ve hepsi benden büyük. Gelirken endişeliydim bu konuda ama çok şanslı olduğumu anladım çünkü her biri farklı konuda yardımcı oluyor. Okul açılmadan bir gün önce 12. Sınıflar için bir etkinlik vardı host kardeşimde beni buna götürdü. Gelmemden 5 gün sonra okulum açıldı.

Okuluma bazen host ailem bırakıyor bazen de bisikletle gidiyorum. Geçen haftasonu host ailem beni buradaki bir sürüngen pet shopuna götürdü ve ilk defa elime yılan ve farklı kertenkle türleri alma fırsatını yakaladım.

Kısacası Amerika da ki günlerim çok güzel geçiyor.

basakHavaalanında host ailem ile buluştuktan sonra onlaru daha rahat tanıma fırsatım oldu. Onlarle ilgili ilk izlenimim çok nazik olduklarını düşünmemdi. Genelde Amerikalı ailelerin daha soğuk ve demokratik olduklarını düşünüyordum. Ama geldiğim bu adada bütün herkes çok nazik ve destekleyici. Ailem ile iletişimim çok iyi. Amerika ya geldikten sonra ilk iş olarak voleybol kız takımına katıldım. Buradaki “Team Spirit ” dedikleri şey gerçekten var. Onlar kadar iyi oynayamasam da beni her zaman desteklediler ve desteklemeye devam ediyorlar.

Okulun ilk gününde onların yardımı sayesinde bazı sınıflarımı bulmakta hiç zorlanmadım. Hatta bir kaçıyla aynı derslerimiz bile var. Beni kendilerinden biriymişim gibi kabul ettiler.

Geldiğim adanın popülasyonu ne kadar az gibi gözüksede burda her gün yeni bir yüz görüyorum ve yeni biriyle tanışma fırsatı buluyorum. Host ailemin de sayesinde çok fazla insanla tanışabiliyorum çünkü onlarda oldukça fazla kişiyi tanıyor. Odam ve kaldığım ev mükemmel. Odamda ve bana özel olarak ayarladıkları banyo gerçekten çok rahat ve kullanışlı. Akşam yemekleri tabii ki Turkiye deki gibi degil. Herkes kendi yemeğinden ve bulaşığından sorumlu. Kısacası günleri çok güzel geçiyor.

denizYolculukla başlamak gerekirse gayet güzel bir veda,sorunsuz bir aktarma, sorunsuz bir şekilde abd kontrolünden geçme, ve beni beklemekte olan yeni ailemi 1 saniyede görüp sarılmam! Uçuş boyunca beni endişelendiren hiçbir şey olmadı. Kontrollerden geçerken zaman kaybedip uçağı kaçırmaktan çok korkuyordum çünkü biliyoruz ki bazen tatsızlıklar çıkarabiliyorlar (ikinci bir ofise alınıp sorgu vs) neyse ki pürüzsüz atlattım. 12 buçuk saat uçmak yanınızdaki insanlar horlarken, stres altındayken ve yalnızken pek eğlenceli geçmiyormuş bunu da görmüş oldum 🙂 Koltuğun arkasındaki haritayı açıp dakikaları saydığımı unutmayacağım!

Ailemden bahsedecek olursak; kesinlikle çok çok çok şanslıyım o kadar harikalar ki! Host anne ve babam ikisi de 33 yaşında, 3 yaşında kızları ve 1 yaşında da oğulları var. Evimiz 2 katlı, 4. sokaktan girince bulunduğumuz kat giriş katı oluyor anca alt sokaktan girince biz 2.katta kalıyoruz! Evet karmaşık ben de google map’ten bakarken şaşırmıştım. Alt katta Holly (Host Annem)’nin annesi yaşıyor. O da çok tatlı, ve her ne kadar amerikan olsa da tam bir anneanne, o kadar ki  aldığım eşofmanın paçasını kısalttı benim için 😀 Geldiğim günden beri aileyle aramızdaki çok güzel ve giderek güçleniyor. Host annemle aramızdaki bağ öyle güzel ki, ikimiz de birbirimizi sanki uzun zamandır tanıyor gibi hissediyoruz. (Tabiki bunda en yakın arkadaşlarımdan İremle aynı gün doğmasının, kova burcu olmasının etkisini göz ardı etmiyorum!!!) ikimizin ortak birçok yönü var,aynı şeylerden zevk alıp olaylara aynı yüz ifadeleri,benzer sözlerle tepki veriyoruz! Annemle benzer özelliklerini görmek çok komik oluyor bazen.

Geldiğim hafta cumartesi günü sabahtan yola çıktık ve 1-1 buçuk saat gibi kısa bir süreyle Wisconsin’e giderek kamp yapmak için eyalet değiştirdik. Gittiğimiz kamp alanı o kadar güzeldi ki! ELBETTE O KOCAMAN VE ISIRINCA CANINIZI ACITIP YARA YAPAN,KAŞIRSANIZ İZLERİ AYLARCA GEÇMEYEN BERBAT SİVRİSİNEKLER HARİÇ! ( alnımın ortasından ‘’helalimsin’’ dercesine 2 kere ısırdılar, kafa derimden nasıl becerdilerse ısırdılar hala şoktayım. vücudumdaki 23456787654 tane ısırığı saymıyorum) Havası,gece serinliği, yemyeşil çevre,kamp ateşi,ateşte ve minik tüplü ocakta pişen yemeklerin lezzeti, kamp ateşinde kızaran marshmallowlar… Etrafımızda bizim gibi karavanla veya bizimki gibi Camper’larda kalan insanlar, çadır kuranlar… Lancer (host babam)’ın yeğenleri ve ailesiyle gittik ve 2 gece 3 gün kalıp döndük. Onlarla hiking ve kayaking yaptık, Lancer’ın yeğenleri ve ailesiyle kamp alanında sıkıldık ve çocuklar biraz huysuz olmaya başlamışlardı, o yüzden ben onlarla beraber ilk kez garage sell görmüş oldum ve kocamaaan bir pazar gibiydi ve herşey vardı. O kadar lüzumsuz şeyi bir arada görmek çok garipti! Sonra beraber mini golf oynamaya gittik. 5 kişiden sonuncu bilin bakalım kim oldu.. evet ben. Şaşırmadım, toplarla aramın iyi olmadığını herkes biliyor ! Doğal taşlara hep ilgi duymuşumdur. Gittiğimiz ikinci el pazarında bir doğal taş dükkanı vardı. İçeride ben ve maalesef ismini unuttum yeğenlerin annesi, kendimizden geçtik! MUHTEŞEM ŞEYLER VARDI! Çeşit çeşit, birbirinden güzel daha önce görmediğim ve adını duymadığım taşlar vardı.  Makul fiyatlı ve çok güzel bir taş dikkatimi çekti, o kadar çok taş vardı ki gerçekten bulmam mucize gibi birşeydi, 10 dolara gayet büyük Meksika’ya özgü bir taş buldum.

Aileye gösterdim bayıldı onlar da ve adını unuttuğum bayan bana dedi ki, biz böyle yerlerde hep pazarlık yaparız istersen senin için yapabilirim dedi ve ben de tabiki kabul ettim. Kadın benim taşı çok beğendiğimi, Türkiye’den geldiğimi ve değişim öğrencisi olduğumu anlattı. 10 dolar olan taş 6 dolara indi 🙂 Dükkan sahipleri oldukça country tarzı giyinen 50’lerinde çok tatlı amcalardı. Türkiye’den geldiğimi duyan dükkan sahibi bana minik bir standı gösterdi ve dedi ki ‘’ bu bölümden istediğini seçebilirsin,benden sana hoşgeldin hediyesi olsun’’ çok çok teşekkür ettim ve gözüme en hoş geleni seçtim. Ardından bana kartını verdi ve ‘’Biz yıllardır burada satış yapıyoruz,yapmaya da devam edeceğiz. Türkiye’ye döndüğün zaman bize oraya özgü bir taş gönderirsen kargoyla çok sevinirim’’ dedi. Umarım gönderdiğim zaman adreste sıkıntı çıkmaz 🙂 Tabi kamptan sonra Çarşamba günü benim okulum başladı. 2000 den fazla kişinin olduğu,adeta minik bir üniversiteye benzeyen bir okulum var. Okulumda biz exchangelerden sorumlu çok çok iyi bir koordinatör var. Her konuda yardımcı oluyor.

Öğretmenlerim de çok anlayışlı ve yardımseverler. Konuştuğum herkes çok iyi ve çok ilgili. Okulumda benimle beraber 4 kız exchange öğrenciyiz. Norveç,Danimarka ve İtalya’dan gelen kızlarla koordinatörümüz ve okul müdürüyle bize özel yapılan ‘’pizza partisi’’ nde tanışıp kaynaştık. İtalyan olan İlaria ile gayet yakınız.

Müdürümüz de çok sempatik,komik ve yardımsever. Toplantı odasında sohbet ederken pizza yedik ve herkes kendinden ve ülkesinden bahsetti. Müdür benden Türkçe ‘’stupid’’ nasıl dendiğini öğrendi ve konuşma arasında kendi kendine ‘’aptal aptal aptal’’ diye tekrar edip durdu. Derse gitme zamanımız geldiğinde herşey için teşekkür ettiğimi söyledim ve o da  sayemde evde ‘’aptal’’ dediği zaman karısının kızamayacağını söyleyip teşekkür etti. İkinci haftamda 3 kız arkadaşımla beraber okul maçına gittik ve herşey çok güzeldi. Bu hafta homecoming haftası ve çok heyecanlıyım.

selin

Merhabalar,
Daha önceden Amerika’ya gelmiş olduğum için kendimi rahatlatmayı başarmıştım. Yolculuğum boyunca babam yanımdaydı ve bana oldukça destek oldu. Okula ilk geldiğimde herkes gülümseyerek karşıladı ve bavulları taşımamıza yardım ettiler. Daha gelir gelmez 6 kadar kişiyle tanışmış oldum. Oda arkadaşım Amerikalıydı. Okulda tüm gün boyunca oryantasyon aktiviteleri yapıp birbirimizi tanımaya çalıştık. Herkes bir hafta boyunca isim kartlarıyla gezmek zorundaydı, gerçekten de işe yaramıştı. O akşam ateş yakıp etrafında oturduk, herkes birbiriyle konuşup tanıştı. Öğretmenler kendini öğrencilere tanıttı. Oldukça güzel bir başlangıçtı.

selay

İlk 3 haftamı bitirmiş, neredeyse Amerika daki 4. haftama girmiş bulunmaktayım. Yeni bir ülke, bambaşka bir kıtadaki yeni hayatıma attığım ilk adım çok kolaydı benim için çünkü ailemle beraber geldim. Heyecan basta hiç söz konusu bile değildi. Eylül 1 de  okula geldiğimiz gün ise deli gibi heyecan ve paniklemeye başladım. Burada herkes çok sıcakkanlı karşıladı. St. Timothy’s School bol gelenekli bir okul, bir sürü aktivite ve değişik olanaklar sağlıyor. Bana ilk başta acayip çok geldi, herkesin bütün bu faaliyetlere nasıl katılıp aynı anda akademik başarı elde edebilir diye şaşırıyordum. Gerçekten çok yoğun ama bunlara katlanıp katılmak zorundayız. Ben JV takımında Voleybol oynamaya başladım. Her gün 1,5 saat antreman var ve neredeyse her hafta 2 kere maçımız var. Onun dışında burada ‘Moongate’ diye geçen Cappella grubunda şarkı söylüyorum.

Derslerim beni çok fazla zorlamıyor, akademik açıdan ama dil konusunda hala bir kaç sıkıntı yaşıyorum (belirli terimler). Totalde alıştım buraya diyebilirim. Tam olarak Amerikan hayatını yaşamıyorum çünkü kampüste yaşıyorum ve kampüsün dışına fazla çıkamıyorum. Şimdiye kadar edindiğim arkadaşların çok değişik kültürlerden, ülkelerden gelen insanlar ve hepsi çok sıcakkanlı insanlar. Buraya git gide her gün daha iyi alışıyorum.

gamze

Merhaba,
Amerikada 2. Ayın sonuna yavaş yavaş yaklaşıyorum. Bir hafta sonunda hayvanat bahçesine gittik, geçen cumartesi eğlence parkına gittik, oradaki konsere katıldık.  Bir çok arkadaş edindim, şimdiden nasıl ayrılacağız diye konuşmaya başladık. Kendi ayaklarım üstünde durmayı öğrendim sanırım.

Amerika daha 2. Aydan beni değiştirdi, buraya 15 yaşında bir kız olarak geldim fakat dönerken bambaşka bir yaşta, bambaşka bir kişilikte en önemlisi tüm sorunları tek başına aşmış ,annemin deyişiyle kendi kanatlarıyla uçan,  bir kız olarak döneceğimi biliyorum.

ipek

İlk başlarda uçak seyahatinden çok korkuyordum. Ya valizimi kaybedersem ya uçağımı kaçırırsam diye. Atlanta’da pasaport kontrolü sırasındayken uçağımın gitmesine 5 dk vardı. Bunu oradaki görevliye söylediğimde görevli bana ”Üzgünüm. Bir şey yapamam” dedi. Pasaport kontrolünden sonra koşarak başka bir görevli buldum ve durumu anlattım. Bana hemen başka bir bilet verdiler. Önemli olan tek şey sakinliğinizi korumak ve güleryüzlü olmak. Dayton’a indiğimde ailem beni çoktan bekliyordu. Yeni uçağımın gece yarısında inmesine rağmen hiç sorun çıkarmadan beni almaya geldiler. O gün çok yorgun olduğum için ertesi gün okula gitmedim.

Okuldaki ilk günüm harikaydı çünkü host sisterım benle çok ilgilendi, herkes çok iyiydi ve öğretmenler çok yardımseverdi. Okulda bando takımındayım ve kesinlikle şuan hayatımdaki en güzel şey!! Ben hiç homesick olmadım fakat herkesin sarışın ve renkli gözlü olması beni şok etti :

ece

Herkese merhaba!

Amerika’nin Iowa eyaletindeki 2. ayimi doldurmus, 3. ayima dogru gidiyor bulunuyorum. Burada zaman cok hizli ve cok guzel geciyor! 16 yillik hayatimda hic bu kadar mutlu oldugumu hatirlamiyorum. 2 aya 2 parti, neseli bir homecoming haftasi ve dansi, sayamadigim kadar futbol, voleybol ve yuzme yarismalari, Amerikan gelenekleriyle dolu bir pumpkin patch gezisi, yuzlerce etkinlik ve kahkaha sigdirdim. Ve daha saymadigim, ileriki zamanlarda yasayacagim neler neler… Halloween is coming! Kasimda da okulumuzun kiz basketbol takiminda oynamaya baslayacagim.

Benim buraya gelirken birsuru kaygim, endisem vardi. Ucuslar dahil! Ama Amerika’ya girdigim ilk andan itibaren hersey mukemmellesti. Ailemi ilk gordugum an ”Tamam, artik guvendeyim, evimdeyim” dedim. Daha simdiden nasil buradaki hayatimi geride birakip donecegimi dusunuyorum cunku belki de hayatimin en mutlu ve guzel gunlerini yasiyorum. Okulla, derslerle hic bir sikintim yok, cok neseli arkadasliklarim var hep beraber zaman gecirdigimiz. En iyi arkadaslarimin cogunlugu degisim ogrencileri, Alman, Japon, Kolombiyali, Brezilyali… Bana guvenen ve surekli destekleyen bir ailem var henuz tanismamizdan 3 ay gecmesine ragmen beni hep taniyolarmis gibi davranan…

Ben degisim ogrencisi olmak isteyen arkadaslarima da bisey soylemek istiyorum; Kendinize guvenin. Ben sanirim anaokulundan beri hep ”Amerika’ya gidicem, orda okumak istiyorum, 4-5 dil ogrenmek istiyorum” derdim. Simdi anadilimin yaninda Ingilizceyi de fluent konusurken, Almanca, Fransizca ve Ispanyolca ogreniyorum. Hayal ettikten sonra yapabiliceklerimizin siniri yok! Herseye baslamak icin kucucuk bir ”ben istiyorum” demek yeter.

Bu sizin hayatinizda yasayabiliceginiz en iyi deneyim. Sansiniz varsa mutlaka katilin, asla korkmayin ve asla tereddute dusmeyin…

Hepinize Sevgilerim ve Basari Dileklerimle

Ece Nar 2016-2017 U.S.A Exchange student

Bugün, benim hayallerimin başladığı gündü tam 1 yıl önce. Hiç unutmuyorum, soğuk, yağmurlu bir İstanbul günü arkadaşlarımla geziyoruz, eğleniyoruz, tam bir hız trenine binicez, telefonumda bir mesaj. “NCA programına kabul edildiniz” aynı anda annemin telefonuna gelen aynı mesaj ve annemin deli gibi bana mesaj atmaya başlaması… işte o anda hissettim yaşadığımı. Mutluluk gözyaşlarımın ardı arkası kesilmedi, sorana “Amerika’ya gidiyorum!” dedim gururla. Amerika’ya gidiyorum… çocukluğumun hayal dolu cümlesi, gerçekti. Bir kaç ay uzağımdaydı. Mutluydum, gururluydum, ve sonra o imkansız bekleyiş… ama bitti. O bekleyiş de bitti, 3. ayım da bitti. Yavaş yavaş 4. aya doğru gidiyoruz. Şükran günü haftasında benim şükran dolu olduğum insanların listesi saymakla bitmez. Öncelikle ailem, özellikle Aslım annem, bana hep destek oldukları için, sonra Nuran Akman ve tüm diğer NCA ekibi, hayallerimi gerçekleştirmemde çok büyük bir rol oynayıp bana büyümenin ne demek olduğunu gerçekten öğrettikleri için. Değişim öğrencisi olmak demek gecelerce hasret çekmek demek, havaalanında o sevdiklerine sarıldığın son anın hiç bir gün aklından çıkmaması demek, ama her gün uyanıp “iyi ki” dediğin anda herşeye değdiğini görmek. İyi ki buradayım. İyi ki beni desteklemişsiniz, iyi ki bana inanmışsınız. Hepinizi çok seviyorum, ve bu deli kızın her daim sizinle beraber olduğunu bilmenizi istiyorum. İyi ki varsınız.
Ece Nar
Merhaba

Nisanın ortalarına gelmemizle beraber Amerika’daki günlerim de sona yaklaşıyor… Bugün itibariyle 48 günüm kaldı. Üzüntü ve heyecanı aynı anda yaşadığımız anlar çok fazladır değişim öğrencileri olarak; son günlerimiz de onlardan. Ailelerimizi yeniden görmek için mutlu ve heyecanlı, 10 ayda kurduğumuz hayatı geride bırakacağımız için üzgün… Ama geriye dönüp baktığımda yılımın bana neler kattığını görmek beni çok mutlu ediyor. Mesela İngilizcem; Amerika’ya gelmeden önce IELTS sınavından 250 üzerinden 230 almak için iki kere girmem gerekirken, Amerika’da 8 aydan sonra TOEFL sınavından ilk denememde hedefim 100 puana yakın olarak 98 aldım.

Son zamanlarda diğer değişim öğrencileriyle beraber Wisconsin’e ve Chicago’ya gittik, şu aralar mayısta yapacağımız goodbye party’i planlıyoruz. Zaman burda çok hızlı geçiyor, özellikle okul etkinlikleri ve tenis maçlarımdan zaman kalmıyor. Hayatımda hiç tenis oynamamış olmama rağmen bütün takımım ve özellikle koçlarım çok emek verdiler bana öğretmek için. Sadece denemek yetiyor.

Prom’a da 2 hafta kaldı, yaşayabiliceğim ve yaşadığım bütün Amerikan deneyimlerinden daha Amerikan bişey prom Yavaş yavaş yılımın sonuna gelirken sizlere teşekkür etmek istiyorum böyle bir deneyimi yaşamama yardım ettiğiniz için ve oryantasyonda yaşayabiliceğimiz her türlü soruna bizi hazırladığınız için. Sırada üniversite var, zamanın ne getireceği belli değil️ Umarım hedefim olan Amerika’da üniversite okumayı da gerçekleştiririm.

Teşekkürler ve sevgilerimle,

 

Ece Nar
USA Exchange Student 2016-2017